26 Eylül 2014 Cuma

Bir 'Ulama' Gördüm Sanki


Şu sıra ''Seni ne gibi durumlar mutlu eder? diye bir soru yöneltilecek olsa, vereceğim yanıtlar soran kişileri hayrete düşürebilir.
Haydi sorun!
Peki, sordunuz farz ediyorum ve beni yaşadığım anın en mutlu, huzurlu ve şanslı insanı kılan o durumları sizlerle paylaşıyorum.

Ses bilgisi konu testinde 'Hangi ses olayı yukarıdaki paragrafta yoktur?' sorusunun şıklarında ulama olması ve ulama ses olayının yukarıdaki paragrafta olmaması.
İlk bakışta karmaşık ve zor gibi duran matematik sorusunun aslında çok kolay olması.
Geometride üçgene saf saf bakıp durma anında gözüme öklid, sinüs teoremi , muhteşem üçlü gibi kuralların çarpması ve yanıta ulaşmam.
Yine ses bilgisi konu testinde bir sorunun kurala değinmesi ve o kuralın  önceki boş bıraktığım soruya yardımcı olması.(Örneğin 1. soruda ünsüz benzeşmesini sormuş ve ben hatırlayamayıp boş bıraktım, 3. sorunun başında ünsüz benzeşmesinin kuralına değinip soruya başlamışsa)
Ve bunlar gibi birçok durum.
 Elinizde bir karton ülker çikolatalı gofretle gelseniz, bir geometri sorusunu çözdüğüm an gözlerimde çıkan kalpleri göremezsiniz.
Bunların yanında beni zıvanadan çıkaran durumlar yok mu?
Tabii var hemde yüzdelik olarak bu kısım daha fazla.

Tarihte yalnızlı sorularda, iki şık arasında kalmam ve doğru cevabın düşündüğüm diğer şık olması.
Herhangi bir soruda, bir şıkkı işaretledikten sonra kararımı değiştirip ardından başka bir şıkkı işaretlemem ve sonra doğru cevabın ilk seçtiğim şık çıkması.
Benim çözmekte olduğum sorunun cevabını, sınıftan birinin pat diye söylemesi.
Paragrafı okurken soruyu unutmam.
Matematikteki lanet işlem hataları. (Bazen öyle bir an geliyor ki iki kere iki dört değilde başka bir şey buluyorum ve o soru üzerinde dakikalarca oyalanıyorum)
Ve en kötüsü de hiç çalışmak istemediğim, boğulacak gibi olduğum, sadece boş boş duvara bakmak istediğim bir anda kafamı çevirdiğimde diğerlerinin harıl harıl ders çalışıyor olduğunu görmek.
Ve daha nice berbat haller...

Ekmek Kırıntısının iç sesini dinlediniz...

17 Eylül 2014 Çarşamba

Yaz Dostum!

Merhaba arkadaşlar, yine bir mimle karşınızdayım. Çok sevimli, bir o kadar da zor bir mim. Zordan kastım kalem yeteneği ve ilham istiyor...
Umarım yazarken ilham perilerim ziyaretime gelir. (Perilerle aramın pek iyi olmadığını belirtmek isterim)
Bu sıra dışı mimi hazırlayan ve beni mimleyen Bir Fanboyun Günlüğü'ne teşekkürlerimi sunuyorum. 
Biraz geç oldu ama cesaretimi yeni topladım kelimeler beni gerçekten korkutuyordu :)

Mimden bahsedeyim;
Aşağıda gördüğümüz 8 kelimenin içinde bulunduğu bir hikaye veya içinizden ne geçiyorsa yazmamız gerekiyor
1-Pipo 2-Cahil 3-Taş Plak 4-PSY 5-Yelpaze 6-Sakızlı muhallebi 7-Yastık kılıfı 8-Ehliyet
Zor görünüyor değil mi? Şimdi başlıyorum 

Uzun zaman önceydi...
Daha saçlarım beyazlamamış, göz altı kırışıklıklarım belirginleşmemişti. Romatizmasız güzel bir genç kızdım.
Cahildim, bir o kadar da mutluydum. Hayata umutla bakıyordum, heyecanla ve merakla...
Sevmiştim, hem de çok sevmiştim...
Aşk sayesinde, hayatın aslında toz pembe olmadığını anladım.
O umut dolu ve meraklı bakışlarım aşktan sonra yeni şeklini aldı.
Çok ağladım gençliğimde, en çok da gece yarıları...
O kadar derin ağlardım ki, göz yaşlarımın ıslattığı yastık kılıfıma başımı koyamaz yastıksız uyurdum.
Ağlama sebebim şimdi kim bilir nerede? Kimin gözlerine yeşil yeşil bakıp sakızlı muhallebim diyor.
Sakızlı muhallebi;
Bana verdiği o benzersiz lakap.
Çok severdi muhallebiyi tıpkı beni sevdiği gibi.
Bir gün ehliyet almıştı. Her erkek gibi en büyük hayaliydi ehliyet alıp arabayla alemlere akmak. Nasıl da mutluydu. Umarım o mutluluğu hala bir yerlerde yanındadır.
Ehliyetini alır almaz beni aradı, ehliyetiyle ilk turunu benimle atmak istediğini söyledi.
Bindik arabaya ve müziği son ses açtık. Hatırlıyorum da PSY diye bir adam vardı o zamanlar, geçenlerde öldü. O adamın bizim zamanımızda çok meşhur bir şarkısı vardı o çalıyordu radyoda. Bir an müziği kapattı arabayı kenara çekti ve bana döndü. Nasıl da utanmıştım.
'Torpidoyu aç' dedi biraz kalın ama bir o kadarda karşısındakini büyüleyen sesiyle
Hemen elimi torpidoya götürdüm.
Torpidoda mavi bir yelpaze vardı. Şaşırmıştım. Hani çiçek olurdu, kolye olurdu ama yelpaze düşüncesi nereden gelmişti şebeğimin aklına.
Elime aldım yüzüme üflettim.
Ben yelpazeyi sallarken kulağıma;
'Çok ferah hissediyorsun değil mi? İşte bende sen yanımdayken öyle hissediyorum. Sen benim yelpazemsin ' diye fısıldadı.
Donmuştum, ne diyeceğimi bilemedim. Zaten ağzımı açamadan telefonum çaldı telefon çalarken kahkaha atmıştık. O gülüş, birlikte son gülüşümüzdü...
Arayan annemdi eve çağırıyordu. Gittim.
Ertesi gün yeşil gözlümle yine buluştuk, bu defa arabası yoktu zaten araba onun değil babasınındı.
Bana bakıyordu ama o bakış bildiğim bakışlara hiç benzemiyordu. Sinirliydi, bir taş plak gibi gözleri dönüyordu ona neyi olduğunu sordum.
Bana korkunç gözlerle baktı ve olduğundan daha kalın bir sesle 'Ayrılalım' dedi
Ayrıldık...
Neden ayrıldığımızı inanın ben de bilmiyorum.
Ayrıldıktan bir ay sonra babamın tayini çıktı, ailemle başka bir şehre taşındık.

Şimdiyse karşımda ağzında piposuyla sevimli kocam akıllı telefonundan gazete okuyor.
Ben onun yelpazesiyim;
Fakat o benim yeşil gözlüm değil...
-Son-

Bu mimi,Şemspare'ye,
Ne olsun?'a ve
Renkli Tırtıl'a pasladım gitti.
Haydi kolay gelsin :)

10 Eylül 2014 Çarşamba

O Mu Bu Mu?


Birkaç mim var yanıtlamam gereken fakat maalesef artık canım isteği zaman bilgisayar başına geçip saatlerce vakit öldürdürdüğüm günler mazide kaldı.Daha kolay halledebileceğimi düşündüğüm için   Renkli Tırtıl'ın paslamış olduğu bu sevimli mimi yanıtlamaya koyuluyorum haydi Bismillah!
Teşekkürler Tırtıl'ım Ödevimi şu an itibariyle teslim ediyorum, geç verdiğim için puan kırmazsın umarım :D

1) Aşk mı bağlılık mı?
Aşk, benim bihaber olduğum fakat bilenleri memnun kalıp tavsiye ettiği kaliteli bir duygu cevabım gayet net Aşk diyorum.
2) Gurur mu teslim olmak mı?
Fazla gurur vurur diye argo bir söz vardır her ne kadar argo tabirlerden haz etmesem de bu tam yerinde kullanılmış yani cevabım teslim olmak
3) Sarışın mı esmer mi?
Esmer insanlar birçok konuda çok şanslılar.Birincisi güneşte yandıkları zaman beyaz tenliler gibi kızarmazlar daha beter kararırlar.İkincisi beyaz tenliler gibi renklerini pek belli etmezler daha açık olmak gerekirse gergin ve heyecanlı anlarda insanların vücutları bir anda soğur ve tek ısınan yer yüzündeki damarlardır.Bu yüzden insanlar kızarırlar.Ama bu kızarıklık esmerler de pek belli olmaz  daha çok beyaz tenlilerin problemidir.(ne bilimsel konuştum ama:)))Ve bende beyaz tenli mağdurlardan olarak Esmer diyorum
4) Yeşil göz mü mavi göz mü?
Ben mavi gözlüyüm, geniş ailemde her üç kişiden biri ya yeşil gözlü ya mavi gözlü, diyeceğim o ki iki rengi de pek sevmiyorum. Eğer şıklarda olsaydı siyaha yakın kahverengi yada bala yakın kahverengi derdim bayılırım bu iki renge.Ama şıklarda yok o yüzden Yeşil diyorum mecbur
5) Et mi tavuk mu?
Tabi ki Et, etin dişlere yaptığı masaja bayılırım. Bir hayalim var kocaman danayı çizgi filmlerde ki gibi açık ateşte kızartmak fakat burada kimse cesaret edemiyor çok zormuş yanarmış tam pişmezmiş falan.Biz suda haşlarız eti.Doğuda açık ateşte yapıyorlar belgesellerde izlerken et görmüş Gumiho'ya dönüyorum 
6) Karpuz mu kavun mu?
İkisine de bayılırım ama Karpuza daha bir bayılırım.Karpuz yemek stres atmaya bire bir, kabuğuyla yiyeceksin tabii.Hart hurt ağını burnunu karpuz suyu yapacaksın işte o zaman fani dünyayla alakalı hiç bir şey umurunda olmuyor.
7) Altın mı gümüş mü?
Altın'ın ağırlığı gümüşte yok, gümüşü çakma zincirlerle ayırt etmek zordur ama altın hemen kendini belli eder.Hava atmaya bayıldığımı sanacaksınız şimdi, hemen kendimi temize çekeyim, kolyelerimi içime alıyorum çünkü tesettürlüyüm
8) Kedi mi köpek mi?
Köpek köpek köpeeek. Benim köpeklere karşı çok çok başka bir sevgim var sokakta gördüğüm her köpeği sevesim, okşayasım gelir onlar çok başka hayvanlar benim için. Çocukluğumdan beri kurduğum hayallerden biride köpek sahibi olmaktır.Maalesef şimdiye kadar olmadı babam sevmiyor,  ağbim korkuyor bizde zaten apartman dairesinde oturuyoruz.Ne güzel olurdu bahçeli bir evimiz olsa kapısında Dikkat!Köpek Var tabelası olsa.
9) Beyaz mı siyah mı?
Siyah iç karartıcı bir renk, siyah kapaklı soru bankalarını hiç sevmem (Çözüm Yayınları ve Esen Yayınları :P) geceyi de sevmem.Beyaz huzurun rengi...
10) Yağmur mu güneş mi?
Yağmur, Karadenizliyim ve şu birkaç gün yağmur yağıyor olsa bile son zamanlarda buralarda yağmura hasret kaldık. Hep küresel ısınmadan oluyor. Lütfen! özel araba kullanacağımıza toplu taşımayı kullanalım hava kirliliğini azaltalım :):)
11) Mesajlaşmak mı aramak mı?
Mesajlaşmak, mesajlaşırken yazacağım şeyi derinlemesine düşünebiliyorum hata payı azalıyor.
12) Bodrum mu Çeşme mi?
Hiç o taraflara yolum düşmedi
13) Deniz mi havuz mu?
Havuzlar her ne kadar temizlense de bana mikrop yuvası gibi geliyor.Deniz bir başka


Bende bu mimi, Tırtıl mimlemiş olsa dahi hatırlatmak maksatlı Şemspare'me,
kaynaşmak maksatlı 4. Tekil Şahıs'a ve
Ne olsun?'a paslıyorum.
Cevaplarınızı bekliyorum kolay gelsin :)

5 Eylül 2014 Cuma

Fated To Love You Dizi Yorumu ve Replikleri

İlk dizi önerimi yapacağım;
Renkli mi renkli, şeker mi şeker bir dizi.
Oyuncularla tanışık olmadığımdan tereddüt ederek başladığım fakat izledikçe müptelası olduğum bir dizi.
Fated To Love You; Türkçe karşılığı Kaderimde Seni Seviyorum başlıktan da anlayacağınız üzere kader ve tesadüflerle dolu bir dizi  Kore dizilerinde hep aşinası olduğumuz konular olduğu için pek de kafa yoran bir senaryosu yok. Akıcı kendi kendini izletiyor.

Dizi konusuna şöyle ufaktan değinecek olursak;
Zengim adam fakirimsi kız baş rollerde. Aslında tam olarak böyle de denemez Öz Güvenli Adam Öz güvensiz Kız desek daha doğru olacak sanırım.

Bir Kimyasal Firması olan zengin mi zengin taaaaa bilmem kaçıncı nesilden gelen Lee Gun (Jank Hyuk) ve çerçeve gözlüklü, her ne kadar dizide çirkin olarak nitelendirilse de aslında güzel bir kızımız olan Kim Mi Young (Jang Na Ra) , bir şekilde tanışırlar.
Mi Yong mutsuz, Post- İt bir kızdır bu kalıbı izledikçe anlayacaksınız ben bir şey demeyeyim.


Lee Gun benim hayranlıkla izlediğim bir karakter.
Keyifsiz olduğum zamanlarda bir kahkaha patlatması için açıp izliyorum. Terapi gibi geliyor bana o halleri ,şöyle ki Lee Gun yerli yersiz kahkaha atan, zor zamanlarında bile o kahkahayı yüzünden eksiltmeyen bir adam.
Duygularını bastırmada uzman bir vatandaşımız ve bu özelliği beni çok etkiliyor.

Sadece baş rollerden bahsettim biliyorum tüm karakterler süper emin olun, hele başkanın sekreterine bayılacaksınız birde mülaim adam Daniel rolundeki Jin Hyuk var tabii.

İzlemeden geçmeyin aman! zararsız ve çok tatlı bir dizi.Hatta şöyle bir şey ortaya atacağım, son zaman yapımlardan, yani 2013-2014 dizilerinden en kafa yormayan, dizisi.
Ağlatırken güldüren yanına bayılacaksınız.

İzleyen kardeşlerime de şöyle nostalji babında replikler hazırladım, daha çok gülümsediğimiz sahneler.İzlemeyi planlayan arkadaşlar aşağılar size göre değil derim 




İşte Lee Gun klasiği hiç bir şeyin olumsuz tarafına bakmaz, hep olumlu düşünür, bardağa boş tarafından değil dolu tarafından bakar bu adam king.


İnanın bana bu dizi post-it lere bakış açımı değiştirdi gerçi ben ona hiç post it demedim biz arkası yapışkanlı not kağıdı diyoruz ona :D:D
Ne diyordum; bu dizi arkası yapışkanlı not kağıtarıma bakış açımı değiştirdi elime alıyorum bakıyorum yazık sana kimse senin kıymetini bilmiyor ama çok işe yarıyorsun diyorum
Post İtlere bundan böyle daha sıcak davranacağım




Bir Kdrama klasiği, çirkin kızların evrim geçirmesi gerçi bu dizinin bir iyi tarafıda var oda kızı tekrar eski haline getirmiş olmaları, güzel haliyle devam etmemesi çok iyi oldu bence.
Çirkinse çirkin kalsın.Bu evrim olayları biz ekran başındakileri incitiyor.


Bu kıza gözlük daha yakışıyor bence yine güzel olmuştu bir şey diyemem ama gözlüklü daha bir sevimli burnu tam gözlük takmalık.


Bazı şahıslara söylenebilecek en güzel şey bu olsa gerek :) 



Tamam her şey çok güzel mekan şık, hava kararmış, muhabbet koyu ama bir sorun var; şu lolipopla başarıyı yakalamış insanlar gerçek mi? gerçeklerse neredeler?
Eğer lolipopla başarı sağlanmış olsaydı ben lolipoplar kraliçesi olurdum
Öyle bir şey yok sahnenin romantizmine aldanmayalım.


Her şeyi kendi üzerine alınıp özür dilerim özür dilerim modlarına giren Mi Young'umuza söylenebilecek en güzel şeyi söylemiş Lee Gun.
Ama cidden haklı Özür dilemek tabi ki bir erdemdir hatayı kabullenmektir ama hiç bir şey değişmiyor ki Gun'un dediği gibi olan olmuş zaten.


Bu bölümü tam sivrisineklerle savaştığım bir akşam üstü izlemiştim, beni anlayan bir karakterin yakınımda olması nasıl da hoşuma gitmişti.


Ne sahneydi aslında beklenen bir durumdu ama yinede çok heyecanlanmıştım




Tak sekreterle aralarındaki muhabbet diziyi izleme sebeplerimden.
Alıntı gifde paylaşayım bari




Kaba drama boyları;
Lütfen bu kadar açık sözlü olmayın
Sadece sevdiğiniz kızlara karşı naziksiniz, onlarınki can diğerlerininki patlıcan mı ?


Şu iki sahne katıla katıla güldüğüm sahneler eminim hatırlıyorsunuz :DD:


Ne kadar sevimli bir sahneydi 
3 yıl bunu beklemiştik değil mi?




Yine bir kore dizi klasiği daha, kendini beğenmiş kdrama erkekleri;
En sevdiğimden,bayılırım böyle karakterlere içine atıp kendini beğenmişlik yapacağına dile getirmesi çok daha iyi.


Aynı tabaktan ramen yeme sahnesi olmasa olmaz demişler birde üstüne meşhur uzayan makarna sahnesi eklemişler olmuş :)



Lee Gun kahkahalarına hayran bir şahıs olarak tam burada noktalamak istiyorum.
Yüzünüzden gülümsemek eksik olmasın.
Bol bol kahkahalarınız olsun 
Kendinize iyi bakın.