11 Ekim 2014 Cumartesi

Beklentiler ve Hedefler


Tam bana göre bir mim geçmiş Dördüncü Tekil Şahıs'ın eline ve herkesi mimlemiş, ben de o herkesin bir ferdi olarak hemen kapıverdim.

Mimin konusu 2015 yılından beklentilerimizi ve gerçekleştirmek istediğimiz en az beş hedefimizi içeren bir liste hazırlamak.


Hayal, beklenti, düş gibi kelimeler neredeyse bende oralardayım şu sıra.
Kafamda gelecek kaygısı ve gelecekten beklentiler delice koşuşturuyor. Malum, sınava 150 gün kala arefesindeyiz. Stres, korku, mutluluk, kırgınlık, yorgunluk, uykusuzluk dolu geçen zamanlar... 

Böylesine ezogelin çorbasına bağlamış vakitlerde, yapılabilecek en basit şey hayal kurmak.
Düşlediklerimi belki asla yaşayamayacağım belki aklımın ucundan dahi geçmemiş bir yaşantıdır alnıma yazılan.
Fakat şu bir gerçek ki ben, hayallerimi illede gerçek olsun diye değil, o an yüzümde belirecek tebessüm için kuruyorum.
Yaşayamadıklarım, yaşayamayacak olduğum anlamına gelmiyor. O gerçekleşmesi mümkün olmayan şey, yalnızca göz kapaklarımın ardındaki karanlıkta.

Şimdi sizlere düşler ülkemin 2015 yılının kapılarını açıyorum. Ülke deyince öyle fantastik şeyler beklemeyin. Liseli bir kızcağızım işte.

2015 Ocak,Şubat Aylarına Dair:
Fatma seslenir:
-Dilara deneme sonuçları açıklandı kalk panoya gidelim
-Geliyorum şu soruyu da çözeyim
*Pana önü*
-Neeee? sonunda Reşat ve Semanur'u geçtim mi yani. Allah'ım sana şükürler olsun!

2015 YGS Sınavına Dair
*Şırık Şırık Şırık şeker paketi açılır*
-Iyy ne iğrenç şeker, peçete olması çok iyi sınav çıkışı kesin ağlarım
*Süre başlar*
*160 dk sonra*
*Elimde pet şişe ve ÖSYM saydam plastik kutusuyla okul kapısının önünde dim dik hayata gülümsüyorum*

2015 Yaz Tatiline Dair;
-*Telefon çalar*
-Selamün Aleyküm Kızım
-Ve Aleyküm Selam baba nasılsın?
-İyilik sağlık senden ne haber? neler yapıyorsun?
-Hiç film izliyordum
-Yaylada bari yapma şunu gez yaylanın havasını teneffüs et.
-Annemler ne yapıyor?
-Selamları var
-Aleyküm selam
-Sana çok mühim haberim var
-Sonuçlar mı açıklandı yoksa? aman! dur söyleme, dur dur! nefes alamıyorum şimdi ağlarım. Her şey bitti tutmadı dimi? kıl payı kaçırdım dimi? aman söyleme baba ne yapacağım bir sene daha nasıl çalışayım, kötü yerleri de yazmak istemiyorum *ağlayarak*
-Oldu oldu
-Oldu mu? oldu dedin işte ben ne yapacağım kötü yerleri yaz mı diyorsun? daha fazla konuşamayacağım sonra görüşürüz.*hıçkırarak*
-Haydaaa iki kelam ettirmedin be kızım.KAZANDIN DİYORUM HAYDİ HAYIRLI OLSUN

Bunların Haricinde;
1-Sevdiğim bütün ama bütün, izledik veya izlemedik film ve dizilerle dolu hard disk
2-Hard Disk olacak gibi değil, eski izlediklerimi indiremem ama yeni dizilerin hepsiyle dolduracağım.
3-Deniz kenarında yalnız başıma öylece denizi seyretmek ama bizim memleketin sahilinden değil hiç bilmediğim bir şehir. Kazandığım şehirde yani :):)
4-Kendimi bulmak
5-İyi bir blogger olmak
6-Buraya yazmadığım şey olsun
7-Dostlarımın hepsi istediği yeri kazansın ve birbirimizden hiç kopmayalım.
8-Yaz tatilimi kuzenimle İstanbul'da geçirmek
9-Dostlarımla üniversite derdi olmadan bir kahvaltı.
10-Big Bang Comeback yapsın
11-Şemspare ile karşılıklı çikolatalı süt içelim

Kısaca istediğim yeri kazansam hepsi bir bir gerçekleşir, comeback hariç :)
Hayırlısı bakalım ;)

Benimle aynı dertten muzdarip kardeşler Büş'ün Düşü ve Saydan Mürekkep bu mim size iyi gelecek.
ŞEMSPARE sende çocuk, kariyer hayalleri kurarsın :)

3 Ekim 2014 Cuma

Çikolata Fabrikası


Birkaç saat evvel, şu kontrastıyla oynanmış küçüğü kucağıma aldım ve en koyusundan bir muhabbete daldık.
Biz birlikte konuşaduralım. Televizyonda para piyasasıyla ilgili bir haber çıktı. Haber videosundaki kadının elindeki yüklü miktarda para dikkatimi çekmişti.
Ardından kolyemle oynayan küçüğe döndüm ve televizyonu işaret ederek o kadar parası olsaydı ne yapmak istediğini sordum.
'Çikolatalaaaaar' dedi ellerini havaya kaldırarak.
Ben de ona her zaman çikolata yediğini ve o parayla daha eğlenceli birçok şey yapabileceğini söyledim.
İstifini bozmadan 'Bissssürüüü Çikolatalar' dedi havada duran kollarını indirerek.
'O halde bir çikolata fabrikası açarsın' dedim.
Fikrim hoşuna gitmişti. Fabrika açmak onun için neydi ki?
'O zaman ablama haber vermeyelim' dedi sesini alçaltarak.
Güldüm; 'Öyle söyleme, ablan da yesin zaten fabrikada çikolatalar hiç ama hiç bitmiyor' dedim.
'Tamam açalım fabrika' dedi sanki kalkıp anında halledilecek bir şeymiş gibi.

Onu boşa heyecanlandırdığımı düşerek kendi kendime kızdım ve o kadar paramız olmadığını söyledim.
Üzülmüştü. 
Yatıştırmak için 'Çok zengin olursan açabilirsin belki' dedim. Beni duymamıştı sanırım.
'Ama benim kumbaram var' diyerek atıldı.
'Öyleyse, para biriktirirsen senin de bir çikolata fabrikan olabilir' dedim
Bakıştık...
Kararımızın ardından söyledikleri aynen şöyleydi.

'Ayakkabısı, eşyaları, oyuncakları, çorapları olamayan çocuklar... (O bunları söylemeye başladığında ağzım bir karış açıldı) ... onlar çikolata yemiyorlar, kumbaraları da yok' 
Söyleyecekleri bitmemişti  ama o yaşta bir çocuğun kurabileceği en uzun cümleydi bu.
Devam etmesi için 'Sen ne yapacaksın peki?' diye sordum.
'Kumbaramı onlara vereceğim' dedi dünyayı kurtaracakmış gibi bir bakış atarak.
O bakış, atması gereken bir bakıştı çünkü o gerçekten dünyayı kurtaracaktı.
Dünyayı kurtarmak için yapılması gereken de, tam olarak buydu...

Dünyayı kurtarmak istiyorsak klanlara, tanklara, ışın kılıçlarına ihtiyacımız yok
Dünyayı kurtarmak için yalnızca, bir çocuk yüreğine sahip olmamız gerekiyor.