20 Kasım 2014 Perşembe

Pişman Ağustos Böceği


Portakal rengi silgimin siyah tozları, çalışma masamın tüm cazibesinin üstünü örtüyor.
Silgi tozlarını takibe alırsak başlangıç noktası bana kan davalısıymışım gibi hışımla bakan, boş bir matematik sorusu ve yandaşlarının bulunduğu yıpranmış bir test.
Sağıma baktığımda ise yine bundan aşağı kalır yanı olmayan, bakmalara doyulan bir manzara;
Soru bankaları ve yaprak testlerden oluşan bir junior dağ...
Ruh halim ise;
Soru Bankasında faiz yiye yiye yüksek meblada borca batmış müsrif öğrenci.

Bu kızda hep yakınıp duruyor dediğini duyuyorum sevgili okur. Sonuna kadar haklısın fakat ne yazık ki sizinle paylaşabileceğim, hayatıma renk katan tek şey şu siyaha çalan turuncu silgim. Ne bir kitap okuyorum ne de bir film izleyebiliyorum...

Bloğumu açlıktan nevri dönmüş bir ağustos böceği olduğum şu zamanlarda değil de, saz çalıp oynadığım sıcak günlerimde açmış olsaydım okuması daha zevkli biri olur sizin de böyle içinizi karartıp durmazdım.
Ama bu günler elbet gelecekti ve sıcak yaz günlerinde saz çalıp oynayan tembel ağustos böceği kış gelip çattığında sazıyla baş başa kalacaktı.
Kalmıştı da zaten.
Çünkü hikaye böyle, çünkü hayat böyle. Ya başında çekeceksin çileni karınca gibi ya sonunda çekeceksin ağustos böceği gibi.
Ama her halükarda çekeceksin. Bu çark böyle dönüyor.
Ah! keşke maul çarkın ağustos böceğinin ikamet ettiği kısmında değil de karıncanınkinde olsaydım.

Karıncalar ben keyif çatarken harıl harıl çalışıp çuvallarını ağzına kadar doldurdular ve şuan sıcak yuvalarında ağız tadıyla biriktirdiklerini yiyorlar.
Bense kara kışta karnımı doyurmak için  Bana yetecek buğday tanelerini arıyorum.
Ne zor zanaat...
Üşüyorum...

Karınca hikayenin sonunda yani ağustos böceği kapısını çaldığında ona ne demişti hatırlıyor musun?
'Yazın çaldın şimdi oyna bakalım'

Ve kapıyı pat diye üstüne kapattı.
Ka pat tı
Dışarısı soğuktu ve ağustos böceği çok acıkmıştı.
Fazlasıyla pişmandı fakat son pişmanlık fayda eder miydi ki?

Ardından ağustos böceği nereye kayboldu?
Öldü mü kaldı mı?
Karınca hiç mi vicdan azabı çekmedi?
Ağustos böceği adına bir umut zerresi kalmış mıydı?

Bu şekilde ortada bırakılmış soru işaretlerinin cevap anahtarı yaklaşık yüz on gün sonra bu blogda...

Umarım karınca son anda dışarı çıkıp ağustos böceğinin kolundan tuttuğu gibi sıcak yuvasına almıştır ve ona özel ders vermeye başlamıştır.