9 Ocak 2015 Cuma

Kar Sakallı Dede



Birilerinin içeriyi görüyor olabileceğine aldırmadan; perdesini sonuna kadar çektiğim penceremin camına şapşik şapşik kafa atan kar tanelerinden biri, bana bakarak haykırdı.

-Dedemin selamı vaaaaaaaar!

Şaşırdım. Şu gerzek kar tanesi de kimdi? hadi onu geçtim 
Dedesi kimdi?
Burnumu pencerenin camına dayayarak; arabaların, sokak lambasının, karşı evin çatısının üstünde konaklayan kar tanelerine göz gezdirdim.
Beyaz smokinli, siyah kravatlı, saçları özenle taranmış, bir kaç dakika evvel gördüğüm kar tanesini aradı gözlerim. Arıyor olmam fazlasıyla saçmaydı çünkü diğer tüm kar taneleri de onun gibi beyaz smokin ve beyaz gelinlik giyiniyorlardı.

Ardından portakal alma bahanesiyle balkona çıktım. Eteğimin ıslanmasını veya kayıp düşebilecek olduğumu önemsemeden, balkon denizliğinin sokağa bakan tarafına oturdum. 
Sağ yanımda birkaç gelinlikli kristal kıkırdıyordu. Az önceki yakışıklıyı onlara soracak oldum fakat beni kale almamaları ve havanın soğukluğunun getirdiği huzursuzlukla titreyerek içeri girdim.

Dede, dede, dede... Kimdi bu dede?

Fırından annemin yaptığı kalbura bastı tatlısını alarak masaya oturdum. Tatlının şerbeti bana baktı ben tatlının şerbetine baktım...
Birkaç tane mideye indirdikten sonra öğle vakti ocağın başında şerbete şekerini katan annem geldi aklıma. Şekerler şu sıra kilo aldığım için gözümü korkutmuştu.

Şeker şerbet düşünürken, kafamda yine öğle vakti annemle bu masada geçen konuşmamız belirdi.
Okul bahçesinde bir kız çocuğu yalnız başına kardan adam yapıyordu ve kocaman okul bahçesinde dışarıda oynayan yalnızca oydu. 
Çocukların dışarıya çıkmak yerine okulun tatil olmasını fırsat bilip televizyon başında vakit öldürmelerine üzüldük annemle. Bu üzüntü bizi nerede o eski kışlar, karlar lafına getirdi.
Eski karlar kışlar...
Eski karlar...
Eski karlar...

Düşünceler dünyasından sıyrılıp, bir tatlının daha yaşamına son verdiğimi fark ederek Tabi ya! dedim.
Kar dede eskiden tanışık olduğum karlardan biri olmalıydı.

Kapı önünde annem atkımı burnum görünmeyecek şekilde yüzüme dolarken, anneme biraz daha acele etmesini, montumun fermuarını merdivenden inerken çekebileceğimi söylediğim heyecan dolu günlerin karlarındandı kar dede...  
Kafamı gökyüzüne kaldırıp ağzımı kocaman açtığımda dilimde eriyen karlardandı...
Kendi ellerimle yaptığım ve en teknolojik savaş aleti saydığım kar topumun tanelerindendi kar dede...
Pasta şekline getirip hakikaten pasta niyetiyle yediğim karlardandı kar dede...

Tatlı tabağımın sonundaki şerbetler, ışığın yansımasıyla parladı. Tabağı makineye koydum ve pencereye geçip alnımı dayadım.
Usulca inen kar taneleri, kar dedenin aksine bana karşı çok resmiydiler.
Tanışmamıştık çünkü.
Evet gündüz çıkıp kar topu oynamıştım ama çok farklıydı.
Asla eski zevki vermiyordu kar bana. Milletin yüzüne buz gibi karı atıp stres atmıştım yalnızca.

Kar dedemi elimden alan zamandı.
Zaman içinde kocaman olan bendim...
Yaşıma kızdım sonra. Çocuk olmak istedim. Hayatın yalnızca kardan pasta yapıp evcilik oynamaktan ibaret olduğunu düşündüğüm zamanlara dönmek istedim…

Biraz kırgın biraz da eski bir dostumdan selam almış olmanın mutluluğuyla gökyüzüne baktım.

‘Aleyküm selam kar dede, seni unuttuğum için üzgünüm ve de minnettarım bu güzel selamın için’