17 Mayıs 2015 Pazar

I'm a Loser


 Geometri dersinden çıktım. Kafamın koordinat düzleminde Hiperbol ve Parabol eğrileri aşk yaşıyor. Öyle bir aşk ki ne Hiperbol denklemi halinden memnun ne de Parabol denklemi. Öylece kalakaldılar benim  tatlı beynimde. Denklemlerin bir testin üzerinde hünerlerini gösteremeyecek olmasına üzülmüyor değilim fakat elden ne gelir, anlamadım işte. Bir ihtimal gözlerim sevimli hocamın nota şeklindeki küpelerine veya yeşil eyelinerlarına kaymamış olsa ya da sınıfta dönen esprilere kulak asmamış olsam, birkaç örnek çözüverirdim en anlamsızından.
Sıkıldım sevgili okur.
İç organlarım ele ele verip kalbimin bahçesinde kuzu çeviriyorlar sanki. Kuzu çevirmelerine bir diyeceğim yok ama yaktıkları ateş içimi karbondioksitle doldurdu. Nefes alamıyorum.

Yapmam gerekenler, yıkanmamış bulaşık misali tezgahın üstünde kaşınıp duruyorlar. Onlar elde yıkanmayı değil yalnızca makinaya yerleştirilmeyi bekliyorlar fakat benim yerleştirmeye dahi takatim yok.

Hatmetmem gereken ne idüğü belirsiz yüzlerce yazar ve şair var. Kimi damdan dama atlayacakken düşüp mefta olmuş. Kimi padişahları eleştirdiği için derisi yüzülerek öldürülmüş...
Bunların haricinde sonsuza giden limitler, türevini almam gereken fonksiyonlar da beni beklemekteler. Bense yine buradayım işte. Yine sızlanıp duruyorum her zamanki gibi.
Çalışamamanın verdiği o nanet olasıca hissiyat hangi kelimelerin kaynaşmasıyla hayat bulur bilemiyorum. Bu sebeptendir ki hiçbir şeyden zevk alamıyorum...
 Pilav ve kuru fasülye ikilisiyle bile aram yok şu sıra. Onların tadı değişmeyeceğine göre benim tatlarına varamayan.
Ya çikolatalı sütüm. Her sabah gırtlağıma masaj yapan o buz gibi süt neden ferahlatmıyor artık şu garibanı.
Nasıl bir çıkmaza girdim böyle?

Ah! sevgili okur yine söylendim. Oysa Bigbang'in müthiş comebackinden bahsetmek isterdim uzun uzadıya. Ya da heyecanla izlediğim animeden. Geçenlerde bitirdiğim dizinin finalinden...

Ne zaman bitecek şu söylenmeler?
Ne zaman biri karşıma geçip ele düm dük bitti diyecek?