22 Temmuz 2015 Çarşamba

MATEMatik


Cümlelerim arasına sızan en ağır küfür matematik.
Yatarken kulağınızda vızırdayıp duran sivrisinek neyse, matematik de öyle benim için. Yaprak Dökümü'ndeki Ferhunde karakteri size hangi duyguları yaşattıysa, o da aynı şeyi yapıyor bana.
Tecavüzcü Coşkun matematik;
Nurella, Turabi...

Şu gözle görülür, tartıya koysan tartılır nefretime rağmen eşit ağırlık öğrencisiyim.
Çünkü, kısa şortlu günlerimde bir hayal kurdum sevgili okur. Ana sınıfı öğretmeni olmak istiyorum dedim 'Büyüyünce ne olacaksın?' sorularına cevaben. O mesleği seçme amacım boya kalemlerinden ve oyuncaklar dünyasından kopmak istemeyişimdi.
İlerde öğrencilerime renkli kartonlardan elmalar, armutlar, hayvancıklar kesecektim. Rengarenk bir masa etrafında toplayıp  kurguladığım milyonlarca hikaye arasından en güzellerini ayıklayıp heyecanla anlatacaktım onlara.

Büyüdüm sonra...
Yine sordular aynı soruyu. Saygıdeğer büyüklerimiz şu soruyu sormaktan neden vazgeçmezler anlamış değilim doğrusu.
Aynı cevabı verdim;
"Ana sınıfı öğretmeni olacağım"

Ortaokuldayken, ana sınıfı öğretmenliği yapan kuzenimi fırsat buldukça ziyaret eder kendi çapımda gelecekteki mesleğimin provasını yapardım. Bazen elimde çikolatalarla giderdim ana okuluna. Miniklerin beni gördüklerinde girdikleri o sevilesi haller daha da heveslendirmişti beni. Tatlı hevesimin kursağımda boğulup mefta olacağını nereden bilebilirdim ki?

Liseye geçtim...
Yine sordular. Cevabım aynı oldu fakat bu defa dönütü farklıydı.
Bu muydu hayalim? Neden Hukuk gibi zirvedeki bölümler değildi de en basitinden bir öğretmenlikti?
Başarılı olabilmek için hedef noktası zirvede olmalıydı. Hem millet atanma sorunuyla cebelleşirken öğretmenlik hayal edilir gibi değildi.
"Yüksekleri hedeflemeliydim"

Söylenilenler duymak istediklerimden çok daha farklı bir boyutta olsa bile hoşuma gidiyordu. Hayalim küçük görülüyorsa, o ufacık minicik şeyi başarabilecek seviyedeydim. En azından böyle düşünüyordum. MUTLUYDUM.

İşte tam bu noktada kötü kalpli matematik canavarı devreye giriyor. Eğer istediğim bölüme gideceksem matematiğin de üstesinden gelmem gerekiyordu.
Çok saçma değil mi sevgili okur?
Ana sınıfı öğretmeni olacak biri neden onca saçma işlemin kurşununa göğüs germek zorunda ki?

Annemin öğretmenimden dinleyip bana anlattığına göre canavarla hikayemizin özeti şöyle:
2. veya 3. sınıftaymışım, öğretmenim ısrarla matematiksel bir şey anlatmaya çalışırken, etrafıma bakınarak 'Boşuna anlatmayın öğretmenim benim kafam almıyor böyle şeyleri' demişim.
Bacaksızın ön yargısına da bakın!

Birde şu metreyi santimetreye desimetreye çevirme soruları var ya hani merdiven çiziyorsunuz aşağı inerken sıfır ekliyorsunuz, yukarı çıkarken çıkartıyorsunuz falan. Ha işte o konuyu abim bana bıkmadan usanmadan anlattı. Anlayabilmem için her yolu denedi. Fakat o kağıda merdiven çizmekle meşgulken ben çizdiği berbat merdivene güldüm. Ne kadar da yeteneksizdi.
Abimin sıfırları basamakları bir çıkıp bir iniyordu bense uzaktan şişko rakamların anlamsız dans kareografisini seyrediyordum...

Vel hasılı kelam, beni hayallerime götürecek sınavın matematik bölümümü gözyaşlarımla ıslattım. Adeta sorularla savaştım. Savaşmak derken çözmeye çalışmak gibi değildi baktığım sorulara en ağır sözlüsünden sövmekten başka bir şey gelmedi elimden.
Ne bekliyordum ki matematik kiiiim ben kim?
'Matematik Canavarı ve Kırıntı' hikayesinin sonu 7.75 net oldu. Hal böyle olunca ana sınıfı öğretmeniliği bölümünü de tutturamadım. Sırf matematik korkum yüzünden hayallerimin peşinden koşmayı amaç edinip bir sene daha beklemeyi göze alamadım ve istediğim bölümü canavarımı yok etmek uğruna feda ettim.

Bazen engeller hayatımızı değiştiriyor sevgili okur. Engelim beni hayallerimin kilometrelerce uzağına iteledi.
Önünüzdeki engellerin, daha güçlü fertler olmanıza zemin hazırlaması dileğiyle. Sağlıcakla kalın.