19 Şubat 2016 Cuma

Samimiyet şifresi ve kola alabilir miyim?


Samimiyet dükkanı açmak isterdim. Kapısından içeri girildiği an müşterilerini samimiyetin karşılayacağı, pembe ve mavi renklerin hakim olduğu samimi bir dükkan...

Samimiyetçilik de yapabilirdim.
Şehrin en kalabalık sokaklarında simitçilere taş çıkarırcasına, "Samimiyetçiiii! taze taze samimiyetler!!" Diye bağırırdım.

Samimiyet karın doyuran bir şey olsaydı, fazla kilolarını sorun etmeyen kişilerle takılır üç öğün samimiyet ısmarlardım.
Gece yatmadan önce mutlaka ekmek arası tüketirdim. Kuru kuruya gitmesin diye yanında kola içerdim.

Eğer parasal bir değere sahip olsaydı zengin olmak için elimden ne geliyorsa yapar helikopterlerle tüm insanlığı samimiyet yağmuruna tutardım. Düğünlerde gelin ve damada çeyrekmiş, tammış hesaplamaksızın 24 ayarlıklarından takardım.

Sıvı olsaydı, dağ bayır dolaşır kaynağının hemen yanına fabrikasını kurardım. Damacanalarla evlere servis yapardım. Bir eve yetmiş beş damacana bırakıp, samimiyet banyosu yapmalarını önerirdim.

Tiner gibi olsaydı, herkese samimiyet koklatıp kaçan bir gangster çetesi kurardım.

Dil gibi sonradan da öğrenilebilen bir şey olsaydı gençlik merkezlerine samimiyet kursları açtırır, öğrencilerin bu hususta sertifika almalarını sağlardım.

İnternet ağı gibi olsaydı ve herkes gittiği yerin samimiyetinin şifresini isteseydi, akıllı telefonlarımız aracılığıyla çok samimi ortamlar oluşturabilirdik.

Ama en uygunu gaz halinde olması olurdu. Havada asılı duran samimiyet molekülleri harika olabilirdi mesela. Oksijeni ciğerlerimize çekerken aynı zamanda samimiyetten de nasiplenmiş olurduk.

Samimiyetçi başı olmak için hangi fakülteye başvurmam gerekiyor?
Yüksek Lisans yapmak istiyorum.

7 Şubat 2016 Pazar


7 Şubat 2016, Ekmek Kırıntısı Küçük Prens'le tanışır. Nokta...

1 Şubat 2016 Pazartesi

Kardeşim Benim Film Yorumu


Selamün Aleyküm sevgili dostlarım.
Son zamanlarda dillerden düşmeyen ve 15 Ocak günü vizyona girişini yapar yapmaz seyretme fırsatı bulduğum 'Kardeşim Benim' filmine Kırıntısal yorumumu katmaya geldim.
Bu yorumla beraber bir nevi bloğumun tozunu almış olacağım. Tozu, dumanı, örümcek ağı eksik olmayan günler geçirdim. Haliyle bloğum da bu durumdan nasibini aldı. Buraları çok özledim.

-15 Ocak 2016-
Sinema salonuna doğru ilerleyen kız cümbüşünü görünce salon numarama bakmadan o kalabalığın peşine takılmam gerektiğini hissettim. Bir salon dolusu kanı kaynayan genç kızın Ertuğrul filminin seansına girecek hali yoktu. Keşke olsaydı...
Keşke biz gençler, uydurma senaryolara gösterdiğimiz özeni kendi öz hikayelerimize gösterebilmiş olsaydık. Keşke Ertuğrul filmi de en az Kardeşim Benim filmi kadar çok konuşulsaydı. (Ertuğrul filmini izlemedim)

Filme hep kızlar geldi deyip mübalağada aşırıya kaçmak istemem. Beyler de vardı. Ama bu beyler kız arkadaşlarıyla birlikte gelen beylerdi kiiii ben onları kollarına takıp getirenlerin hanımlar olduğu kanaatindeyim.
Çünkü filmin esas karakterlerinden biri Burak Özçivit,
Çünkü filmin esas karakterlerinden bir diğeri Murat Boz,
Çünkü bu ikili serçe parmaklarını dahi oynatmış olsa bir salon dolusu genç kızın yüzüne aynı şapşal tebessümü yerleştirebilecek kapasitede insanlar,
Çünkü Burak Özçivit ve Murat Boz Türkiye'nin en beyaz atlı prensleri...

Genellikle Türk yapımı filmlere ilk bakışımı yüzümü buruşturarak atıyorum ve çirkef ağzımı açıp 'Peh! kim bilir hangi muhteşem filmin uyarlaması?' diyorum. Ama Kardeşim Benim'e karşı, çıkacağı haberini aldığım günden beri sempatiyle yaklaştım. Filmin uyarlama olup olmadığı konusunda da hiç bir fikrim yok. Vikipedi'den edindiğim ufak bilgiye göre 'Kardeşim Benim' adında çok eski bir Türk filmi varmış.

Film, başlığıyla kendisini  fazlasıyla ele verdiği için konusunun  kardeşlik olduğunu söylememe gerek yok sanırım.
Söylemiş bulundum evet :)

Kardeşim Benim ilk bakışta gişelerini yakışıklı oyuncularına borçlu olan klasik, rengarenk, manzarası bol bir film gibi dursa da öyle olmadığını ispatlaması fazla zamanını almıyor ve çekim kalitesi, kültürümüzü yansıtışı gibi daha bir çok konuda alkışı hak ediyor. Hele oyuncu seçiminde Burak Özçivit ve Murat Boz'un uyumu paha biçilemez.
Orta Doğu ve Balkanlar böyle uyum görmedi.

Söyleyeceklerim bu kadar film yorumu yaparken filmin can alıcı noktalarından bahsetmediğimi biliyorsunuz. Spoiler vermeyici bir blogger olduğum için kendimle gurur duyuyorum. Film özeti yazayım derken filmden almamız gereken her mesajı bir paragrafa sığdıran yorumcuları kınıyor ve saygılar sunuyorum.

En kısa zamanda görüşmek dileğiyle...