23 Ağustos 2016 Salı

Göremediğimiz Tüm Işıklar Kitap Yorumu

18:02

Kitapların bana ne gibi duygular yaşattığını dile getirmek beni utandırıyor. Sanki o duygu bana özelmiş de paylaştığım zaman karşımdaki 'Haklısın.' ve benzeri şeyler söylerse anlamını yitirecekmiş gibi. Sanki hissettiklerim anlaşılmayacakmış gibi... 
Bu yüzden kitap yorumu yapmaktan hep kaçınıyorum. Ama düşüncelerimi kendime saklayarak, bende derin izler bırakan kitapları ve karakterlerlerini zamanla unuttuğumu fark ettim. 
Düşüncelerimi bir yerlere not etmeye başlayacağım. Ve o yer burası olacak. 
Bunları birileriyle paylaşmaktan ziyade dönüp baktığımda kitabı ve karakterlerini anımsamak istediğim için yazacağım.

Son zamanlarda Mo-Yan'ın Değişim'i gibi, Franz Kafka'nın Dönüşüm'ü gibi Albert Camus'un Yabancı'sı gibi baş yapıtları okudum. 
Rainbow Rowell'ın Elenor ve Park'ı ve Fangirl'ünü de,
Ve Yüreğinin Götürdüğü Yere Git'i okudum Susanna Tamaro'nun 
Bugün Göremediğimiz Tüm Işıklar romanını bitirdim ve Necip Fazıl'ın Aynadaki Yalan'ına başlamayı düşünüyorum. 

Yaptığım ilk kitap yorumu hayrolsun o zaman.
  • Altı yüze yakın sayfalık bir kitabın yalnızca bir kaç satırını okumak sizi rahatsız edecekse bu yazımı okumayın. Alıntı içerir. Spoiler sayılır.
  • Eğer kitapların arka yüzünü okumayan bir okuyucuysanız bu yazımı okumayın. Karakter isimlerine ve bendeki yerlerine değiniyorum. Spoiler sayılır.
  • Kitabı okumuş olmanız tercihimdir.
  • İtiraf etmem gerekirse bu yazıyı sadece kendim için yazdım.

22.08.2016 
15:00

İçimdeki karanlık boşluğa alışmaya çalışmaya çalışmamın üstünden tam bir saat geçti.

15:01

Göremediğimiz Tüm Işıklar

15:04

Sen neler olabilirdin.
Gözümün önünden asla gitmeyeceğini düşündüğüm o cümle. 

Werner.
Ve onun bembeyaz saçları.
Kafasında dönen rakamlar, üçgenler, frekanslar...
Küçük not defteri. Onlarca soru?

"Frau Elena, arılar birini soktukları vakit öleceklerini bilebilirler mi?"
"Sağırlar kendi kalp atışlarının sesini duyabilirler mi Frau Elena?"
"Tutkal neden şişenin içine yapışmaz Frau Elena?"

O neler olabilirdi.

Volkheimer.
Dev adam.

Jutta.
Werner'den sadece iki yaş küçük kız kardeşi.
Onun da saçları bembeyaz.

15:05

Maria Laura
Deniz salyangozu.

Etienner
Dünyanın en akıllı delisi.

Frederick
En zayıf halka.
Kuşlar.

***

"O kadar büyük ki," diye fısıldadı kız.
"Bunu başarabilirsin, Marie."
Ama o başaramadı.

***

Tabii, beyin katışıksız bir karanlık içine kilitlidir, çocuklar, diyordu o ses. Kafatasının içindeki berrak sıvının içinde yüzer, hiç ışık görmez. Ama buna rağmen zihinde yarattığı dünya ışıkla doludur. Ağzına kadar renklerle ve hareketle dolup taşar. Peki, çocuklar, en ufak bir ışık zerresi olmadan yaşayan beyin nasıl olur da bizim için ışık dolu bir dünya yaratır?

15.28

Anthony Doerr 
Bu yapıtın sahibi. 
Nasıl yaptı bunu?
Bir insan nasıl böyle yazabilir?

Şimdiye kadar beni zaman kavramının içinde adeta hapseden başka bir roman okumadım. 
Yazar sanki zamanı ilmek ilmek işlemişti. 
Günler,
Aylar,
Yıllar.
Bir ileri bir geri...

Bir yazar zamanla ancak bu kadar ustaca oynayabilir.
Gerçek ayrıntıları da içine alan bir kurgu bundan daha iyi dökülemezdi kağıda.
Anthony Doerr gerçekten inanılmaz biri.

Kitabın konusu genel itibariyle aşk değildi fakat aşkın en güzel ve en farklı halini bu kitapta okuduğuma kesinlikle eminim. 

***

"Bir şeyi başkaları yapıyor diye," dedi Jutta, "yapmak doğru mu?"
Şüpheler yılan balığı gibi kaygan... Werner onları geri püskürttü.

Anların Eşzamanlılığı
Kitabın bu bölümünü asla unutmamalıyım.

"Orada mısın?"

O bir hayaletti. Başka bir dünyadan gelmişti...

"Ayakkabılarım,"

***

"Sen çok cesursun," dedi Werner.
Kız kovayı indirdi. "Adın ne?"
Werner adını söyledi. Kız, "Görme yeteneğimi kaybettiğimde herkes benim cesur olduğumu söyledi," dedi. "Babam gittiğinde de herkes benim cesur olduğumu söylemişti. Ama bu cesaret değil: Başka seçeneğim yok. Uyanıyorum ve hayatımı yaşıyorum. Sen de aynısını yapmıyor musun?"

***

Hem güzel, hem çirkin.

17:53

Galiba alışıyorum.

6 yorum:

  1. Kitabın ismi bende merak uyandırdı, kitap yorumu okuyan biri değilimdir ama girip bakayım dedim. Girdim, maddeleri gördüm, ilerleyemedim. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beni de ismi etkilemişti ve bende katiyen okumadığım kitapların yorumlarını okumuyorum hatta kitabın kapağını dahi okumayangillerdenim. Bakmana sevindim iyi ki aşağılara inmemişsin. Bir gün kitabı okursan ki mutlaka oku Kırıntı ne demişti acep diye tekrar bakarsın. Allah'a emanet ol :)

      Sil
    2. Biraz önce kitabı okudum ve yoruma geldim. Yazının üzerinden gidecek olursam, Anların Eşzamanlılığı başlığı benim durup birkaç saniye bakmama sebep olmuştu. Dediğin gibi yazar ustaca (biraz benim sabırsızlığımı mı sınadı sanki) zamanda bir ileri bir geri yaptı. Eğer olayın devamını öğrenmek istiyorsam 50 sayfa daha okumalıydım. Tam heyecanlı bi yerde tarih 4 sene önceye gitmişti ve ben "bu kadar sayfayı nasıl okuyacağım" diye hayıflanmıştım. Halbuki o kadar sayfanın içinde ulaşmayı sabırsızlıkla beklediğim bölümü unutturacak çok şey oldu.
      Ben Marie Laure'nin Werner'a verdiği uzun cevap kadar Werner'ın "Yıllardır yapmıyorum." demesinden de etkilenmiştim.
      Bendeki kitap(ya o sırada kalemim olmadığı için ya da tüm sayfayı beğendiğim için) yanından katladığım sayfalar, altı çizilmiş cümleler ve bir şeyler yazıp yapıştırdığım post-itlerden oluşuyor.
      Bayağıdır böyle bir kitap okumuyordum, güzel oldu. Üzerine konuşulacak birsürü güzel ayrıntıları vardı. Bloğuma yazmak için bir konu edinmiş de oldum. :p

      Sil
    3. -Spoiler içerir-
      Hoşgelmişsiiin 😊
      Ah evet en can alıcı noktada tekrar geçmişe döndüğümüz zaman bir kaç saniye başımı kitaptan kaldırdığımı hatırlıyorum. Mesela topal komutan Maria Laura'nın evine girdiği zaman. Ayak sesleri geliyordu ve Laura dolaba saklanmıştı. Laura dolaptayken biz tekrar geçmişe dönmüştük. O kısmı okurken acaba dedim, ilerileyip neler olacağına baksam mı? sonuçta tarihler belliydi. Ama ilerlememiştim tuttum kendimi. Sonra bir baktım merak ettiğim kısmı okuyorum. Böylesi bir çok sıçramada bunun gibi şeyler yaşamıştım.
      Werner'in 'Yıllardır yapmıyorum.' demesi bana Werner'in kendine haksızlık ettiğini düşündürmüştü. Bence o da aynısını yapıyordu. Ama ben bir okur olarak yıllardır yapmadığımı farkettim. Sanki yazar ben böyle düşüneyim diye öyle bir şey dedirtti Werner'e.
      Yorumun için çok teşekkür ederim. Yazını bekleyeceğim. Acaba hangi ayrıntıları paylaşacaksın bizimle??!
      Allah'ım çok güzel bir kitaptııı😍❤️❤️😍❤️

      Sil
    4. Bir önceki yorumda yanlış kelime kullanmışım "biraz önce bitirdim" yazacaktım. Aslında yorumunda bahsettiklerinin ayyynısından bahsediyorum, o başçavuş ve marie laure'nin sahnesini gözlerken bir anda oraya geçmek falan... Yazar bazen okuru cidden duraklatıp düşündürüyor.
      Biraz önce kitapla bakıştım da.. umarım o da "yazacağım yazacağım canım" deyip üşengeçlikten bıraktıklarımdan olmaz.

      Sil
    5. Ben bitirdiğini anlamıştım zaten, olur da yorumları okumak isteyen biri olursa diye spo içerir dedim 🙂
      Senin söylediklerini tekrar etmişim gibi olmuş yorumda. Bayağı bayağı aynı şeyleri hissettirdi yazar okurlarına. Helal ossun!
      Yok yok bu kitap çok başka bakıyor. Allem eder kallem eder yazdırır sana o yazıyı 😅😅

      Sil

Sevgili okur,
Yorumunun hazinem olacak.