12 Nisan 2017 Çarşamba

Sıfırıncı Karakter


Bir adım daha atma deseydi bir ses.

Koridoru döndüğüm zaman karşılaştığım resim bulanık olmasına rağmen müthiş görünüyordu. Fakat yaklaşmam gerekiyordu, gözlüğüm olması gereken yerde değildi.

Yaklaştım.

Yaklaşma deseydi bir ses.

Yüksek çözünürlükte gördüm sonunda.
Gerçek hayattaki yansımasını gördüm.

Tam da tahmin ettiğim gibiydi işte.

Güzeldi kız,
Siyah eşarbıyla omuzlarını da örtmüştü.
Vücut hatlarını belli etmeyen yine siyah bir ferace giyiyordu.
Hanım hanımcıktı.
İyiydi,
İyiyi hak ediyordu.

İyi, sandığımdan daha çirkin gibiydi.
Tıraş olması gerekiyordu.
Sınav haftasındaydık.

Yakındılar.
Yakındım onlara.

Berbat bir konumdaydım.

Derhal terk et orayı deseydi bir ses.

Resmi ezberlemek sefilliğine kapıldım kendi iznimi almadan.
Dakikalarca baktım nasip kaleminin resmettiklerine.

Ayaklarım yere basıyordu ama kendimi de görebilecek şekilde yukarıdan bakıyordum o sahneye. Filmlerdeki üçüncü karakterlere nasıl acıyor isem aynı acımayla seyrettim kendimi.
Aynı değildi aslında.
Ben üçüncü karakter bile değildim ki,
SIFIRINCIYDIM.

Uzun boylunun kısa olana yukarıdan bakışlarını seyrettim. Ona bir şeyler anlatışını, onu dinleyişini...
Kısanın tam tepesinde duruyordu ama içine düşecek gibi değildi. Öyle ulu orta birbirlerine giren görüntü kirlilikleri gibi değillerdi yani.
Edep vardı o tarafta,
Hassasiyet vardı,
Nişan yüzükleri vardı.

Güzellerdi.
Koca resimdeki tek çirkinlik bendim.

Utangaçtı kız,
Gözlerini kaçırıyordu sıklıkla.
Oğlanda sahiplenici bir bakış ve duruş hakimdi,
Öz güveni tam kıvamındaydı, etrafı katiyen umursamıyordu umursadığı tek şahsa birkaç kelam etmekle meşguldü.

Pencere kenarıydı.
Biraz gitti uzun.
Kısa, dışarıyı seyretmeye başladı.
Gökyüzü, içime dolan grimsi hisle pişti olmuştu.
Uzun, saniyeler sonra elinde kitabıyla geri döndü ve ayak üstü bir dersin vizesine çalıştılar beraber.

Kısa esasen çok da kısa değildi.
Boyu boyuna idiler.
Tebessümleri birbirlerine paralel olarak beliriyordu yüzlerinde.
Olgundular.
Huyu huyuna idiler bir de.
Maşallahlık idiler.

O dakikalarda zaman kavramında etkisiz elemandım.

Aniden başımdan aşağı kaynar sular dökülmedi,
Dizlerim titremedi,
Kızarmadım,
Nefes alış verişimde bir değişiklik olmadı,
Gözyaşlarım süzülmedi yanaklarımdan.

Öyle bir şey oldu ki,

İçim;
Yandı desem yanmadı,
Buz kesti desem kesmedi,
Gitti desem o da değil.

Biraz yerin dibine girdim, biraz da tanınmıyor olmanın rahatlığı sardı bedenimi.
Dikizledim dakikalarca.
Yüzüme zıpır bir gülümseme yerleşiverdi sonra,
Her zamanki gülümsemelerimin üzerine gözyaşı serpiştirilmiş haliydi.

Bir şeyler öldü içimde,
Bir rüzgar esti derinlerimde.
Hafifti, huzur vericiydi, ama altında ezileceğim cinsten bir huzurdu bu.
Kalbime kramp girmişti sanki.

Sonrası zifiri karanlık.
Yalnız başınalık hissi belki de.
Ya da istediğini elde edememiş olmanın siyahlığı.
Ya da isteyememenin...

Her neydi ise bir önemi yoktu.
En başından beri tüm bunlar, yokluktan ibaretti zaten.
Yokluğun yoksunluğuydu hissettiklerim,
Başlayamadan biten bir duygunun el sallayışıydı izlediğim.

Film izlemek hayatımda ustalıkla yapabildiğim tek uğraş.
İzledim işte!
Hobim bu.
Yüksek dozda dram içermesine rağmen son sahnesinde ağlamadığım tek filmdi belki de.
Senariste sonsuz şükranlarımı sundum ve siyah takım elbiseli sessizliğimin koluna girip oradan uzaklaştım.

10 yorum:

  1. Öyle hissedersin bazen ne bazeni çoklukla. Bilirim bu hissi az çok belki de sanırım bildiğimi..
    Çok güzel anlatıyorsun masal gibi ya maaşallah :'))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben bu hissi ilk defa yaşadım çok mu yaşanıyormuş kii. Bir defa deneyimlemek yeter de artar aslında ya tüh :)
      Çok çok teşekkür ederim :)

      Sil
    2. Farklı zaman farklı mekan ve farklı versiyonlarını malesef tekrar tekrar yaşıyor insan deneyimlerim bu yönde "yokluğun yoksunluğu" hayatın her yerinde (•~•)

      Sil
    3. Daha geniş perspektiften bakmışsın çok doğrusun hayat bi sağdan bi soldan mübarek. İmtihanlarında başarılar diliyorum Ev kızı Allah booolca sabırlar versin inşallah bu sabırları istediğin alanda kullanabilirsin ( ◠‿◠ )

      Sil
  2. Hmmm ne desem nasıl desem bilemedim desem..hmmm.yine acaip tuhaf tatli bi şekilde döktürmussun😊kendimi romanın derin yapraklarında hissettim okurken ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hmmmm ablamın diyecek çok şeyi varmış da hmmmm ile yetinivermiş gibi :D
      Çok teşekkür ederim ablam senin düzenli olarak yaptığın şu güzel yorumların yok mu yağ bal resmen 🍯

      Sil
  3. Burada yine birilerinin kalbi kırılmış. O kadar arada derede kalmışsın ki sıfırıncı kişi hissetmişsin kendini. Denüşük.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Galbim kırılmıştan ziyade tost makinasının içinde bırakılmış gibiydi ayyynen fark ettiğin gibi arada deredeydi işte. Harbi denüşük :D

      Sil
  4. skanisuzi na vimğor ğurzulina maasen e çona

    YanıtlaSil

Sevgili okur,
Yorumunun hazinem olacak.